alexa gelingeliyor.com
GELİNGELİYOR'U FACEBOOK'DA

50 metrekarede konforlu yaşam

<< Geri 15-04-2015 17:19

By: Admin

Peter Dunham Los Angeles'taki minik dairesinde geniş geniş yaşıyor. Salona yumuşaklık katmak için duvarlarda SafePaint'in 'White with 10 percent Barn Red' boyasını kullanmış ve Peter Dunham Textiles koleksiyonundan 'İsfahan'dan perde ve storlar asmış. Danimarka işi kanepe yine tasarımcının kendi kumaş koleksiyonundan 'Lamu' ile kaplanmış. Jüt halı, Decorative Carpets; özel yapım vintage puf inek derisinden.
 


 

Yaklaşık 325 metrekarelik bir evden 55 metrekarelik bir daireye geçmek büyük bir karar! "Orta yaş krizi geçiriyordum. Partnerimden ayrılmıştım ve kendimi çok savunmasız hissediyordum. Duygusal açıdan altından kalkabileceğim bir yere taşınmalıydım. Hayatımı tekrar yoluna sokabileceğim bir yere...

Internet'te, Batı Hollywood'da ofisime yakın bir avlu apartmanı ilanı görmüş ve 'Mümkün değil! Benim yaşımda ve bu kadar çok eşyası olan biri bu kadar küçük bir yere taşınamaz' diye düşünmüştüm ama birşey beni çağırıyordu. Palmiyelerle ve meyve ağaçlarıyla dolu bir avlunun etrafına sıralanmış sekiz Tudor üslubu yapıdan oluşan bu yerleşim alanına girdiğimde, 'Bu minicik yerde başarabilirim' diye düşündüm. Çok aydınlıktı, nefis bir şehir manzarası vardı, yemek alanı için bir bölüm, mutfakta masa koyacak kadar yer, kanepe duvarının hemen karşısında harika bir televizyon duvarı vardı. Yatak odası küçüktü ama bir kapıyı iptal edersem harika bir yatak duvarım olabilecekti.
 


 

 

Yastıklarla donatılmış bir cumba, vintage Saarinen masa ve Dunham'ın mağazası Hollywood at Home'dan sandalyeler, rahat ve samimi bir yemeği garanti ediyor. Endüstriyel lamba, Big Daddy's Antiques; yastık kumaşı 'Fig Leaf', Peter Dunham Textiles'dan.

Bir anda kendimi şekerci dükkanına girmiş bir çocuk gibi hissettim. Her şeyi istediğim gibi yapabilecektim. Gerçekten zengin olmadığınız sürece çok büyük bir evde istediklerinizi yapamazsınız." Küçük evlerle ilgili söyleyecek çok şey var: "Biraz köpeklere benziyoruz. Sepetlerinin, köpek kulübelerinin rahatlığını ve sıcaklığını severler.
 


 

 

Aralarında Dunham'ın arkadaşı Ross Bleckner'ın bir sulu boya çalışmasının da bulunduğu sanat eserleri, yatak odasına açılan kapının etrafına asılmış. Sandalye yüzyıl ortası Danimarka'sından. Abajur başlığı bir Japon afişinden yapılmış.

Büyüdüğünüz anda endişe düzeyiniz ve evin bakımıyla ilgili sorunlar artar. Kontrol edilecek bahçıvanlar, havuz bakımı yapan görevliler olur. Hindistan'da, Jaipur'dayken güvenlik şirketi arayıp evimin alarmının kapandığını söylemişti. Tamamda şimdi ne olacaktı? Burada yaşamak beni rahatlatıyor. Otelde kalıyor gibiyim. Kapıyı çekip kilitlerim ve haftalar boyu hiç endişe duymadan evi kendi haline bırakabilirim. Son iki yılın büyük bir kısmını seyahat ederek, eklektik ve alışılmadık tasarımcı güdülerimi besleyerek geçirdim."
 


 

 

Bu dürtüler için 'çok kültürlü' demek yanlış olmaz. Daire, iç mekanların Birleşmiş Milletler'i gibi! "Yaptıklarımın çoğu farklı kültürlerin ürünleri. 

Fransa'da büyüdüm, yazlarımı İspanya'da geçirdim ve İngiltere'de eğitim gördüm. Bir çingeneyim ve sanırım evim de biraz çingene çadırına benziyor. Gezginci bir gözüm var. Hint, Afrika, İslam, Çin, Danimarka, Fransız, İtalyan ve Amerikan harmanını seviyorum. Salon duvarlarının uçuk pembesinde bile bir Hint ya da Akdeniz esintisi var. Herkesin kendini iyi hissetmesini sağlayacak bir ortam yaratıyor." Çok da güzel görünüyor. "Daha da önemlisi, benim iyi görünmemi sağlıyor. Kısa süredir tek başınaysanız, elinizden geleni yaparsınız: Pembe duvarlar, mum ışığı, karanlık bir yatak odası... Bunlar küçük bir mekanda birçok günahınızı gizliyor."
 


 

Salondaki puf sehpa, fazladan oturma alanı sağlıyor ve kitapları koymak için de ideal.

Zarafet ve kişilik kazandırdığı da kesin. "Küçük mekanlarda etkisini daha çok hissediyorsunuz. Her şey çok konsantre ve gözler önünde. Dairem tutkularımı ve geçmişimi çok gerçek bir biçimde yansıtıyor." Büyük bir evden küçüğüne geçerken eşyaların bazılarıyla vedalaşmak gerekiyor. "Hayatımın şu aşamasında sadece gereklileri tutup gereksizlerden kurtulmak iyi hissettiriyor. Altı tabağım, altı kasem, altı fincanım ve sadece sevdiğim sanat eserlerim var.
 


 

Dunham, 1920'lerin Tudor üslubu evinin girişinde... Kapı Caribbean Blue Water'dan ve Benjamin Moore 'Aura'ya boyanmış.


Fazlalıklara kelimenin tam anlamıyla yer yok! Küçük bir dairede yaşamak bana daha düzenli olmayı öğretti. Çok derli toplu olmak zorundayım. Her şey yerli yerinde. Sadece kitaplarımı özlüyorum. Bazıları ya depomda ya da ofisimde.
 


 

ilerde düzen hakim.


Sığdırabildiğim kadarını salondaki yüksek rafa sığdırdım. Kütüphane için yeriniz yoksa yükseğe asılan raflar çok kullanışlı oluyor. Rafların almadıklarını da bulabildiğim her türlü yüzeye yığıyorum. Bir misafir odam olsaydı da fena olmazdı ama arkadaşlarım Danimarka işi kanepede yattılar ve çok da rahat ettiklerini söylediler.
 


 

Dunham, Isfahan kumaşının büyük şal deseni için Paris'te bulduğu bir Acem tekstilinden ilham almış.

Onu Rose Bowl bitpazarından aldım. Sade, düz hatları sayesinde küçük mekanlarda kullanışlı oluyorlar. Küçük mekanlarda başvurulacak bir başka hile, her ne kadar mantığa aykırı gelse de, olabildiğince büyük ölçekli parçalar kullanarak lüks duygusu yaratmak. Salonumda büyük bir kanepe, büyük bir Danimarka büfesi, büyük bir televizyon ve büyük bir halı var.
 


 

Indigo Bukhara deseni için eski bir Türk tasarımından esinlenmiş.

Halı neredeyse zeminin tamamını kaplıyor. Belki kenarlarda sadece 25 cm boşluk kalıyordur. Oda bu şekilde daha büyük görünüyor. Yatağım çok gösterişli ve bu avuç içi kadar odaya tarz ve ölçek kazandırdı. Kendimi büyük bir mekanda yaşıyor gibi hissediyorum. Gerçekten de piyangodan para kazanmış gibiyim. Bazı insanlar özel uçakları, yatları ya da şuları, buları var diye kazandıklarını sanıyorlar. Oysa ben sabahları küçük yatak odamda uyanıyor, palmiyelere bakıyor ve ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum. Cennetteyim!"
 


 

Bir Samsung televizyon, bar görevini de üstlenen 1960'ların Danimarka işi büfesinin üstüne asılmış.
 


 

19. yüzyıldan bir genç mihrace fotoğrafı, süslü metal çerçeve ile tamamlanmış.
 


 

Açık raflar mutfağın daha ferah görünmesini sağlamış. Duvarlar, Benjamin Moore'un 'Ben in Mountain Peak White'. Tabak ve bardaklar, Heath Ceramics; turuncu tencereler, Copco Dutch.
 


 

hasır sandalyeler, Danimarka işi sallanan sandalye ve Fransız masa, Hollywood at Home.
 

Çeviren: Aygen Kutlar
YAZI: Barbara King 
Fotoğraflar: Amy Neunsinger
House Beautiful

Kaynak: caferuj.com.tr
 

* Yorumlar

Sosyal Ağ
Geri Bildirim Formu
* Kişi : Belirsiz
* Tür :
gelingeliyor reklam

Kişiler